17 Eylül 2015 Perşembe

Spor, Müzik İç İçe: Julio Iglesias

Ayak seslerini duyuyorum,
Bana bakıyorsun, artık burada değilim,
Çok uzaklara gitmem gerekti sesini duymak için,
'Görünüp, ışıldıyorsun'
Asla geçmişe dönemeyeceksin.
Kim bilir bu şarkı sözlerini yazarken geçmişteki Julio'ya yazmadığını. Çünkü artık o başka bir kişiye dönüştü.

Real Madrid'in genç takımında yükselişe geçmişken yenisi ekleyen toy ama tecrübeli bir kaleciydi. Her şey tam da hayal ettiği gibi gidiyordu. Parmakla gösterilen takımında kalesini koruyan genç yetenek, geleceğinin planlarını yapıyordu. 
20 yaşına gelmiş uluslararası diğer takımların transfer listelerinde ön sıralarda yer alıyordu. Lakin ansızın gelen bir kaza ile hayatı bambaşka yöne savrulacaktı. Geçirdiği trafik kazası sonucu yaklaşık 20 ay felç kalıp yatağa bağlı bir yaşantı sürmek zorunda kalacaktı. 
Bütün bu yaşanılan sıkıntılar yetmezmiş gibi doktorların bundan sonra yatalak kalacak demesiyle dünyası kararmış mıydı? 
-Kocaman bir Hayır!

Ne yazık ki bunların içindeki tek gerçek kalesinde panterleşen Julio'nın futbol hayatını sonlandırmak zorunda kalmasıydı. Hiçbir zaman içindeki iyileşme azmini gol olarak yemedi, zor da olsa hep mucizevi kurtarışlar yaptı. En önemli kurtarışı; babasının bir arkadaşı tarafından armağan edilen gitar olmuştu.


İyileşme süresinde yazdığı kısa şiirleri besteleyerek karanlık dönemine melodiler eklemeye başladı. 24. ayın sonunda imkansızı başarıp ayağa kalkmaya başlayınca aydınlanan dünyasına besteleriyle ışık tuttu. Bu sürede sınırlarını zorlayarak yarım kalan hukuk eğitimini (Cambridge Üniversitesi) tamamlayıp, eksik parçalarının tümü yerlerini almaya başladı. Tek biri hariç. Besteleri....
Türk filmi edasıyla süzülenler, sonrasında hiç de ummadığı kapıları aralayacaktı. 

Susuz kalmış çiçeklerini renklerine döndürmeye karar vermişti. İlk adımını şarkılarını bir müzik şirketine götürüp bir şarkıcı tarafından okunmasına karar kıldı. Hesaplamadığı bir durum dışında. Bestelerinden birini denemek için fırsat verilen Julio, hem çalıp hem söylediği müziğiyle dinleyenlerini büyülemişti.
Bu kadarı da fazla demeyin dahası var...
Şirketin sahibi "bir başkası yerine kendin niye hayat vermiyorsun? sorusuna dek.


Kalecilikten, dünyaca ünlü şarkıcılığa, bestekarlığa açılan kapıda bambaşka bir yöne doğru uzanışı. Dünyanın birçok şehrinde turneler düzenledi, hayran kitlesini günbegün arttırdı. Spor kariyerinde değil belki ama müzikte sayısız ödül ve başarılarının İngilizce, İtalyanca, Fransızca, İspanyolca dillerinde şarkılar söyleyerek. Dünya çapında sesini duyurmanın altın mikrofonu olmayı bildi. 

En çok dilde albüm satan sanatçı unvanını Guiness Rekorlar Kitabı ile tescilledi. Bitti mi, daha başındayız. Hollwood'un zeminini süsleyen "Walk of Fame'de" adı yazılan ünlüler kervanına ya da Grammy ödülleri ve de prestijli ödüllerden sayılan ASCAP'e sahip olarak başka söz bırakmadı. Gerisi mi? Siz zaten çok iyi biliyorsunuz.

Belki şu an futbol içinde konuşmamız gereken bir isim olacakken müziğiyle ruhumuzu hoş tutan yaşayan efsaneye saygılarımızla.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder